23Nis2024

Paylaş

MADENCİLİK BİTERSE

MADENLER OLMASAYDI, NELER OLURDU?

Günümüzde herkes, yeni evlerde oturmak, yeni elektronik aletler kullanmak, otomobilini ve cep telefonunu birkaç yılda bir yenilemek istiyor. Ama bunlar, madencilik olmasaydı mümkün olamazdı. Madencilik, modern dünyamızı şekillendiriyor, doğaya ve çevreye zarar verdiği için de şiddetle eleştiriliyor. Ancak soru şu; madenler olmasaydı, neler olurdu?

Minerallerin, metallerin, fosil yakıtların çıkarılması, insanlık tarihinin en eski endüstrisi. İngiliz yayın kuruluşu BBC tarafından yapılan bir incelemede, eğer orta gelirli bir ülkede yaşıyorsanız, her yıl 17 ton ham madde kullanıyorsunuz demektir. Bu, üç filin ağırlığına karşılık geliyor, 20 yıl öncesinin de iki katı tüketime. Yüksek gelirli ülkede yaşayanlar için bu rakam 26 ton. Yani dört fil ağırlığından daha fazla ham maddeye karşılık geliyor.

Artık madenler giderek derinlere iniyor ve toprak altından yeni madenler çıkarmak, fiyatları sürekli düşürüyor. O kadar düşürüyor ki, bu materyalleri yeniden kullanıma sokmanın (recycling) bedeli bile daha yüksek kalıyor. Fakat madalyonun öbür yüzünde alarm veren bir tehlike söz konusu. O da çevre kirliliğine yol açması ve biyo-çeşitliliği tehdit etmesi. Gelelim can alıcı soruya. Toprağı kazmayı bırakırsak ne olur? Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi mümkün değil. Viyana Üniversitesi Ekonomi ve İş Okulu’ndan araştırmacı Victor Maus, son üç yılını, uydulardan çekilen yeryüzü fotoğraflarını inceleyerek geçirdi. Sonuç, kendisini de şaşırttı. Madenlerin yerlerini belirten o kadar çok poligon (çokgen) vardı ki Maus, araştırma raporuna “Rüyalarımda bile çokgen görüyordum” diye başlamıştı. Toplamda 100 bin km2 aktif maden olduğunu hesaplayan Maus, “Kendi ülkem bile 83 bin 880 km2” diyor. Terk edilen maden sahalarını saymamış bile. Üstelik pek çok lokasyonun gizli tutulduğunu ya da bildirilmediğini de notlarına ekliyor.

Günümüzde sadece bir yılda dünyamızdaki yaklaşık 100 milyar ton hammaddeyi yerinden çıkartıyor, koparıyor, kırıp-eliyor ve yerini değiştiriyoruz. Bu işlemler sadece madencilik sektörü ile sınırlı değil, madenciliğin yanısıra inşaat, gübre, çimento, kimya ve cam sanayini de içermektedir. Ancak bu rakamın yaklaşık yarısının (50 milyar ton tüvenan ve dekapaj üretimi) madencilik ile yapılmaktadır. Bu büyüklük, Everest Dağı’nın üçte ikisini her 12 ayda bir yok etmeye eşdeğerdir. 6 Şubat Maraş depremi enkazının 1,3 milyon katıdır. Bu miktar her yıl İsviçre yüzey alanının 3 metre derinliğinde bir çukur kazılması ve ötelenmesi yaklaşık 5 yılda Türkiye yüzölçümünün 1 metre kazılması ve kilometrelerce ötelenmesi demektir.

Yeryüzünden çıkarılan hammaddelerin yaklaşık yarısı çimento, kireç, alçı, seramik, kil, taş, mıcır ve kimya sanayinde üretilerek, inşaat sektöründe kullanılıyor. dünyanın yapılı çevresine gidiyor. Bir araştırmaya göre, küresel nüfusun en zengin %20’si, dünyanın kişi başına düşen metal stokunun %60-75’ini tüketebilmektedir.

Bu araştırmalara göre, bir akıllı telefon, ortalama 60 farkı malzemeden üretilmektedir. Bunların arasında altın, nikel, silikon, potasyum ve alüminyum gibi birçok madensel ürün bulunmaktadır. 1980’lerdeki ilk mobil telefonlar, 20 kadar elementten yapılmaktaydı. Günümüzde Uzak Doğu’da kullanılıp atılmış cep telefonlarından bu metaller çıkarılıp tekrar kullanılmaktadır. Artık, geri dönüşüm (recycling), milyonlarca dolarlık bir sektördür.

ABD’nde yeni doğan bir bebek, hayatı (75 yıl diyelim) boyunca;
– 350 kg kurşuna,
– 300 kg çinkoya,
– 700 kg bakıra,
– Bin 600 kg alüminyuma,
– 15 bin kg demire,
– 13 bin kg tuza,
– 600 bin kg taş, kum, çakıl, kile ihtiyaç duyar.

Yine bu araştırmaya göre bir Amerikalı her yıl 18 bin kg mineral kullanmaktadır. Bu minerallere tuz ve vitamin haplarındaki çinko bile dahildir. Ayrıca altı binden fazla değişik ürün içinde petrol vardır. Avustralya’nın batısındaki, halk arasında “Süper Çukur” olarak bilinen Kalgoorlie altın madeni, o kadar büyüktür ki, uzaydan bile görülebilmektedir. 3,5 km uzunluğunda, 1,5 km genişliğinde ve derinliği 600 metredir.

Güney Afrika’nın Mponeng altın madeni, dünyanın en derin madenidir ve yüzeyden dört kilometre derine uzanır. Çalışma ortamında sıcaklık 50 dereceyi geçebilmekte ve çalışma ortamı buzlu su pompalanarak 30 dereceye kadar düşürülmektedir. Maden asansörleri oldukça hızlı olmasına rağmen asansörler, madencileri bu derinliğe bir saatten uzun bir sürede indirmektedir. Bina asansörlerinin hızı saniyede iki-üç metre iken bu madenlerdeki asansörler saniyede 15 metre hızla hareket etmektedir. Bina asansörü kullanılsa bu süre, beş-yedi saat arası olurdu. Mponeng’in kârlı olabilmesi için bir ton toprak ve kayadan 10 gram altın çıkarılması gerekir. Bu maden, beklentileri fazlasıyla karşılar.

Science Advances’te 2015 yılında yayınlanan bir başka araştırmada, Dünya’da kalan tüm fosil yakıtları kullanırsak, Antarktika’daki buzun neredeyse tamamının eriyeceğini ve bunun potansiyel olarak deniz seviyelerinin 200 feet (≈ 65 metre) yükselmesine neden olacağını belirtilmektedir. Bu durum gerçekleşirse ciddi sayıda bir yerleşke sular altında kalacaktır.

Dünya sanayi başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara çok bağımlı. Dünyanın %35’i hala elektrik için kömüre bağımlıyken, çok az ülke ani bir enerji krizinden kurtulacaktır. Bununla birlikte, elektrik üretimi için kömür kullanımı dünya çapında homojen bir dağılım göstermemektedir. Enerjide kömüre bağımlılık Avrupa’da %15, Çin’de %63 ve Güney Afrika’da %84’tür. Bu nedenle ülkeler arasındaki enerji eşitsizliği yakında hissedilecektir.

MADENCİLİK YOKSA, HAYAT DURMA NOKTASINA GELİR

ABD’de Nevada Üniversitesi’nden Simon Jowitt’in görüşü şöyle: “Bugünkü modern hayatımız, minerallere ve metallere yoğun bir şekilde bağımlı. Onlar olmadan hayat durma noktasına gelir. Daha fazla maden açmaya ihtiyacımız var. Madencilik biterse hayat hemen felç olmaz, ama en fazla üç ay dayanır. Stoklar bittiğinde otomobilden elektroniğe ilaçlardan yapı malzemelerine kadar her alanda faaliyetler sona erer. Petrolde dünyanın en geniş stoklarına (730 milyon varil) sahip ABD bile üç aydan fazla dayanamaz. Petrolle birlikte her tür yakıt, plastik ve asfalt malzemesi ortadan kalkar. Fosil yakıt çağı biter. Burada önemli olan nokta, en zengin yüzde 20’nin, maden kaynaklarının yüzde 75’ini tüketiyor olması.”

Ya tarımsal ürünlerde durum ne olur? Besin maddelerimizin %50’den fazlası, yapay gübrelerle yetiştiriliyor. Yapay gübreler olmazsa üretim, yarı yarıya düşer. Dünyanın pek çok bölgesinde zaten var olan açlık sorunu, bu durumda daha da ağırlaşacak. Madenciliği sona erdirmek demek, bu sektörde çalışan dört milyon kişinin işsiz, aileleriyle birlikte 12-14 milyon kişinin aç kalması demektir. Ancak bugünkü modern hayatımızda, mineral ve metaller olmadan hayat durma noktasına gelir. Uzmanlara göre, daha fazla maden kullanmaya ihtiyacımız var. Madencilik biterse hayat hemen felç olmaz, ama en fazla üç ay dayanır.

Madenciliği sona erdirmek demek, bu sektörde çalışan dört milyon kişinin işsiz, aileleriyle birlikte 12-14 milyon kişinin aç kalması demek oluyor. Günümüzde dünyada madencilik sektöründe çalışanların tam sayısını bilemiyoruz. Gayriresmi rakamlarla dünyadaki madenci sayısının 4 milyon olduğu tahmin ediliyor. Madencilikle ilgili yan sanayilerde çalışanların sayısı, Avustralya Queensland Üniversitesi araştırmacısı Eleonore Lebre’e göre yüz milyondan fazla.

Dünyada halen %35 kömürle ısınıyor, kömürle fabrikalarını döndürüyor, kömürle elektrik üretiyor. Bırakın kömür ocaklarının bir gecede kapatılması senaryosunu, İngiltere’de 1970’lerde olan kömür madeni işçilerinin grevini hatırlayalım. Ülkenin üçte biri karanlıkta kalmış, üçte biri de belirli saatlerde elektrik alabilmişti. 1970’lerde elektrik olmayınca insanlar, sadece televizyon seyretme lüksünden yoksun kalmıştı. Günümüzde elektrik yokluğu, iletişimin, internetin, cep telefonlarının devre dışı kalması anlamına geliyor. Bu da bütün ticari mekanizmanın, bankacılık sisteminin felce uğramasına yol açacak.

Dünya Bankası’na göre, küresel ısınmayı 2 0C’nin altında tutma yolunda ilerleyen bir dünyada, yıllık grafit, kobalt ve lityum üretimi 2050 yılına kadar bugünün üretiminden beş kat daha yüksek olacak. Ayrıca, halihazırda çıkarılmış metallerin dünya çapında mevcut dağılımında büyük bir eşitsizlik bulunmakta. Madenler ve işlenmiş metallerin çoğu, ithal edildikleri Kuzey yarımkürenin gelişmiş ülkelerinde kullanılmaktadır. Madenciliğin olmadığı yeni bir dünya, malzemelere eşit erişim hakkında dikkatlice düşünmek zorunda kalacaktır.

Yapılan araştırmalara göre, madencilik, dünyanın en kirletici endüstrilerinden biridir ve yaşanan iklim değişikliğinin önemli bir aktörüdür. Yedi metalin (demir, alüminyum, bakır, çinko, kurşun, nikel ve manganez) üretimi, dünyadaki tüm sera gazı emisyonlarının %7’sinden sorumludur ve dünyadaki biyolojik çeşitlilik kaybı, insan hakları ihlalleri, siyasi istikrarsızlık ve insanların zorla yerinden edilmelerin önemli bir nedenidir.

Modern topluma, enerji ve inşaatlardan daha çok etki eden bir başka materyal de metaller. Madenlerden çıkarılan metallerin alım-satım trafiği, Londra ve New York’ta yoğunlaşıyor. Belçika’nın Louvain Üniversitesi’nden Aurora Torres’e göre, “Kum, taş ve çakıl, madencilik alanında öylesine yer tutuyor ki, Birleşmiş Milletler’in hesaplarına göre bu ürünleri yılda 50 milyar tondan fazla çıkarıyoruz” diyor. Üstelik bu materyallerde, geri dönüşüm miktarı ya çok az ya hiç yok. Torres’e göre kullanılmış inşaat malzemesini geri dönüştürürken onları yeni bir inşaatta kullanamıyorsunuz. Sadece yol yapımında işe yarıyorlar. Yeni inşaatlarda yeni malzemeler kullanmak zorundasınız.

Torres, “Yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılması, yeryüzünden daha az fosil yakıt çıkması anlamına gelirken, kobalt ve nikel gibi pil metallerinde büyük artışlar anlamına geliyor” demektedir. Güneş panelleri, hücrelerindeki yarı iletkenler için büyük miktarda silikon gerekiyor. Rüzgar türbinleri, kanatların dönüşüyle elektrik üreten güçlü mıknatıslar için neodimyum gibi nadir toprak metallerine ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm metallerin geri dönüşümünü yenilenebilir enerjilere yönlendirmek için önümüzdeki günlerde önemli girişimlerin yapılacağı öngörülüyor. Jowitt, “Zaten oldukça fazla miktarda geri dönüşüm yapıyoruz. Baz metallerin çoğu ve bir avuç diğer element, kullanım ömürlerinin sonunda %50’den fazla bir oranda geri dönüştürülüyor” ifadelerini kullanmaktadır.

SONUÇ YERİNE

Tüm bu araştırmalar sonucunda, madenciliğin sona ermesinden yaklaşık üç ay sonra, nadir toprak metalleri ve teknolojiye faydalı diğer metallerin stokları bitecek ve bu da ilaç, araba, elektronik ve inşaat endüstrileri için endişe verici eğilimlere yol açacaktır. Torres, bunun “daha önce hiç görülmemiş bir ölçekte” büyük bir işsizliğe yol açacağını söylüyor.

Birkaç ay sonra, küresel gıda kaynaklarının krize gireceği düşünülüyor. Gıda üretiminin tahmini %50’si, çeşitli fosfor, potasyum ve doğal gaz formüllerinden oluşan sentetik gübrelere bağlı olduğu biliniyor. Daha düşük ürün verimi, gıda kıtlığına neden olabileceği düşünülüyor.

Ancak gelecekte yeryüzü madenciliği bitirilse ya da yapılıyor olmasa da uzay madenciliği (asteroid mining) ya da deniz madenciliği (deep sea mining) gelecekte de varlığını koruyacak ve madenciliğin devamını sağlayacak.

Yapılan araştırmalara göre asteroidlerin çekirdeklerinde tonlarca değerli metal ve maden bulunuyor. 2011 yılında dünyanın 24 milyon km uzağından geçen bir asteroidin, 90 milyon ton platin içerdiği hesaplanmış ve değerinin, 5.4 trilyon dolar olduğu hesaplanmıştır. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın, bu asteroidlerin dünyaya çarpıp çarpmayacağını hesaplamaktan başka yapabileceği bir şey yoktur. Ama bir gün bunlar yakalanıp değerli cevherleri, azalan kaynaklarımızın yerini alacaktır.

Nadir AVŞAROĞLU
Maden Mühendisi
Mart – 2023

Blog yazıma tepki göster
Harika
0
Harika
Beğendim
0
Beğendim
Haha
0
Haha
Beğenmedim
0
Beğenmedim
Güzel
0
Güzel
Anlamadım
0
Anlamadım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir