18Tem2024

Paylaş

KAYBOLAN MADENCİLİK KÜLTÜRÜ 05 : KÖPEKLER ve MADENCİLER

HAYVANLAR ve MADENCİLER SERİSİ V

Vahşetin (Vahşi Hayatın) Çağrısı, Amerikalı yazar Jack London tarafından yazılmış bir romandır. Roman, Klondike’da yaşanan Altına Hücum zamanında evcil bir kızak köpeğinin, sahibinin haberi olmaksızın doğal/vahşi ortama sokulması neticesinde, vahşi doğaya adapte olması ve doğada yaşadığı olayları konu edinmektedir. Hikâyede Buck adlı bir köpek anlatılır, sahibinin evinde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürerken birden değişen hayatı vurgulanır.

Bu romanı lise çağlarımda okumuştum. Jack London’a ve belki de çağdaş Amerikan edebiyatına hayranlığım bu eserle başladı. Kulağa komik gelecek biliyorum ama altın arayıcıların arasında bir hayat süren Buck adlı bir köpek oturmuş ve her gece bir günlük tutar gibi yazarak bu kitabı yayına hazırlamış gibidir. Bir köpeğe ve doğasına dair bu kadar detay nasıl da bu kadar ustalıkla resmedilir, şaşırmamak elde değil.

1890’ların sonlarında, Dünya’nın soğuk ve donmuş bir bölgesi olan Alaska ve kuzey Kanada’da, insanlığın en çok peşinde olduğu altın madenini arama çılgınlığı olmuştu. Böylece, Alaska ve Yukon topraklarında, romantiklerin hayal gücünü macera tadıyla kızdırmaya devam eden “Altına Hücum” başladı. Maden arayıcıları tarihe kahramanlar olarak geçtiler ve onlara hizmet eden köpekler de öyle. Yeni Dünya’nın Bering boğazını geçen ilk “fatihlerinin”, yani Paleo-Kızılderililerin bile evcilleştirilmiş tek bir hayvana, bir av arkadaşına ve bazen de bir besin kaynağına sahip oldukları eski bir klişedir: köpek. Yüzyıllar ve binyıllar geçti ve köpek, uzak Kuzey’de çalışmak için insanın tek yardımcısı olarak kaldı.

Avrupalı ve Amerikalı altın arayıcıları ortaya çıkmaya başladığında köpekler her yerdeydi. Madenciler kısa süre sonra, bu sert ve düşmanca ortamda iyi bir köpeğin vazgeçilmez bir arkadaş olduğunu keşfetti. 1896’da, Klondike’nin altın yatakları keşfedildiğinde, iyi bir kızak köpeğinin değeri, güneydeki sıradan bir hayvanın birkaç katıydı. 1900’lerin başında Klondike “altına hücum” patlaması başladığında, Alaska’ya yeniden ilgi ve köpekleri taşımak için hızla karşılanamayan büyük bir talep vardı.

Malamutes gibi soğuğa dayanıklı köpekler son derece değerli hale geldi ve bir takım kızak köpekleri bugünün parasıyla 10.000 €’ya mal oluyordu. Uygun köpeklerin genel kıtlığı nedeniyle, bazı madenciler yanlarında Avrupa av köpekleri getirdi ve onları koşumlara koydu. Diğerleri bulabildikleri cinsleri kullandılar ve onlardan iyi kızak köpekleri yaratmaya çalıştılar.

Köpekler gereken ağırlığı çekebildikleri, komut verilen mesafeleri kat etmek için gerekli dayanıklılığa sahip oldukları (günde 80 mil), bu mesafeleri makul bir sürede kat etmek için yeterli hıza sahiptiler. Rusya’da, İskandinavya’da, Kanada’da, Alaska’da sorunsuz çalışabilen bu köpekler eksi 30 derecede dışarıda uyuyabildiler. Eldeki koşullarda hayatta kalabildikleri için uygun kızak köpekleri olarak kabul edildiler.

Altın arayıcıların kuzey bölgelerinde kızaklara koştukları köpeklerin dışında, yine kuzey ülkelerde, köpeklerin koku alma özelliklerinden yararlanan madenciler, bu hayvanları maden arama amacı ile de kullanmışlardır. İsveç başta olmak üzere İskandinav ülkelerinde, köpekler bölgenin gelişen çelik endüstrisinden gelen talebi karşılamak için yüzeye yakın nikel sülfürleri bulmak için kullanılmışlardır.

Finlandiya Jeolojik Araştırmalar Derneği’nden Aarno Kahma’nın açıklamalarına göre; 1960’ların ortalarında, Lari adında eğitimli bir köpek, 3 km2’lik bir alanda maden araması amacıyla görevlendirildi ve 20 santimetreye kadar derinliklerde 1.330 adet sülfit içeren kayalar ortaya çıkarmayı başardı. Oysa aynı alanda çalışan madenciler, çağının teknolojisini kullanarak sadece 270 yüzey izi bulabilmişlerdi. Bu köpekten yararlanmak isteyen jeologlar, Lari adlı köpek aracılığı ile önemli bir bakır yatağı keşfetmiş ve bu başarının karşılığında Lari, 4 sosis kazanmıştır.

Koklayıcı köpeklerin keskin burunları, cevher bulmada o kadar başarılı ki, madencilik sektörünün dev şirketleri bile bu duruma kayıtsız kalamadı. Bu köpeğin başarısının ardından İsveç demir-çelik endüstrisinde kullanmak üzere, dört cevher köpeği yetiştirmiştir. İsveçli şirket OreDog AB, kendisini dünyanın ilk köpek cevheri arama şirketi olarak pazarlamaktadır. Ancak 1980’lerin başında çelik endüstrisi oldukça daraldığından yeni nikel yatakları için keşifler durma noktasına gelmiştir. Daha sonraki yıllarda da gelişen teknolojinin varlığı maden arayan bu köpeklere ihtiyaç duyulmamasına neden oldu.

 

İsveç’li OreDog şirketinin Ceo’su ve başjeologu Peter Bergmen kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken; “Köpekler çinko, bakır veya nikel olsun her türlü sülfür cevherini bulabilirler, ancak oksit cevheri de bulabildiklerini keşfettik. Bir altın cevheri olan büyük bir arsenipiriti yatağı keşfettik, ancak her hafta sülfitlerle kombinasyon halinde farklı bir metal türü algılayabildiklerini görüyoruz. Onları cevherden gelen belirli kokuları algılamaları için eğitiyoruz. Cevheri bulduğumuz farklı madenlerden ve bölgelerden cevher örnekleri alıyoruz ve onları bu konuda eğitiyoruz. Şu anda köpeğim 20-30 farklı cevher türünü algılayabiliyor. Yerin 12 m altında bir cevher gövdesi keşfedebilirler.

Kuzey İsveç’te büyük bir keşif yaptık ve geri gelip kayalar bulduğumuz geniş alanda uygun bir arama yapacağız. Cevher gövdesinin cevher köpeklerini, jeoloji aletlerini ve sondajı tam olarak nerede kullandığını belirleyeceğiz, bu yüzden iyi bir kaynak olup olmadığını belirlemek için kısa bir fizibilite çalışması yapıyoruz ve sonra onu bir maden şirketine satıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Tüm bunların dışında köpekler yeraltında mahsur kalmış, hatta yaralanmış ve vefat etmiş madencilerin de bulunmasında ve kurtarılmasında etkin olarak kullanılıyor. Askeri amaçlarla yetiştirilen bu köpekler, bu durumlardan farklı olarak yeraltında çalışma koşullarına da alıştırılarak madencilik sektöründe kullanılıyor.

Bu durumun en önemli örneği ABD’nin önde gelen kömür üreticilerinden Alpha Natural Resources (NYSE: ANR), geçtiğimiz yıllarda Ginny adını verdikleri köpeği kamuoyu ile tanıştırdı. Şirketin bir parçası olarak tipik olarak madencilik operasyonlarında bulunan hem yeraltı hem de yüzey yapılarında arama ve kurtarma yapmak için özel olarak eğitilmiş ilk köpek olduğunu belirtti. Ginny, dünyanın ilk kömür madeni kurtarma köpeği olarak lanse edildi. Hollandalı çoban köpeği Ginny, yaralı ve mahsur kalmış madencileri insanlar için çok tehlikeli yerlerde bularak arama kurtarma görevlerinde yardımcı olmakta.

Şirketin verdiği bilgilere göre, Ginny, aşırı hassas koku alma duyusunu, aşırı çevikliğini ve kapsamlı eğitimini kullanarak geniş alanları hızlı bir şekilde arıyor. Yeraltında Ginny, sırtında canlı videoyu doğrudan amirine gönderen bir kızılötesi kamera, onu keskin nesnelerden koruyan askeri sınıf bir yelek ve tehlikeli hava sahasına girerse ses çıkaran bir gaz monitörü takıyor. Ginny kapana kısılmış bir madencinin kokusunu alır almaz, insan yardımı gelene kadar bir dizi havlama uyarısı gönderiyor.

İnsanların en yakın ve en sadık dostu olan köpekler de madencilik sektöründe çok çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. Genellikle yerleşim yerlerinden uzak, kırsal alanlarda sürdürülen madencilik faaliyetlerinde köpekler, genellikle bina, depo ve mekanların kullanılması amacıyla kullanılmışlardır. Ancak bu çalışmada da yer aldığı gibi, cevher aramalarının, altın arayıcılarının ve yeraltında koruma ve kurtarma amacıyla da madencilere uzun süre hizmet etmiş bir dosttur.

Nadir AVŞAROĞLU
Maden Mühendisi
Aralık – 2021

KAYNAKÇA
Cole LATIMER, https://www.australianmining.com.au/features/working-like-a-dog/, 7 Ağustos 2012,
Mining Technology, https://www.mining-technology.com/features/featureore-sniffing-dogs-for-minelocation/, 28 Mayıs 2012

Blog yazıma tepki göster
Harika
0
Harika
Beğendim
0
Beğendim
Haha
0
Haha
Beğenmedim
0
Beğenmedim
Güzel
0
Güzel
Anlamadım
0
Anlamadım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir