24Nis2024

Paylaş

KAYBOLAN MADENCİLİK KÜLTÜRÜ 06 : TAVUKLAR ve SONDAJCILAR

HAYVANLAR ve MADENCİLER SERİSİ VI

Hayvanlar ve madenciler serisinin son canlısı da tavuk ve horozlar. Sizlere saçma gelebilir ya da benim bu işi zorladığımı düşünebilirsiniz, ancak bu yazı dizisine başlamama neden olan ve dağ başlarında çoğunlukla yalnız kalan madencilerin yaratıcılığının ve ortak bir yaşam oluşturmanın güzel bir örneği olarak belleğimde kaldı.

Meslek yaşantımın son günlerinde çalıştığım kamu kurumunda sürgün yiyerek Sondaj Dairesi’nde göreve başlatıldım. 35 yılın ardından hiç bilmediğim ve alışık olmadığım böyle bir alanda hemen ertesi gün görev emri verilerek, arazi görevine gönderildim. Görevlendirildiğim alan Gülşehir ve Avanos ilçeleri arasında bir sondaj kampı idi. Ne yalan söyleyeyim, dönüşümde emekli olmayı kafaya koyduğumdan, ne işe kendimi verebildim, ne de kendimi oraya ait hissettim.

Ancak 5 adet sondaj makinasının görev yaptığı bu kampta MTA’da kadrolu sondörler sondaj makinasını kullanıyor, çevre köylerden alınarak çalıştırılan geçici işçilerde tij değişimi ve karot alımı yapıyorlardı. Bende sıcak havada gölgede bir sandalyeye oturarak çalışmaları izliyor, vakit geçiriyordum. MTA’nın bir konteynerı sondaj makinası ve müştemilatına tahsis olunurken, tam karşısında yer alan konteynerda yedek parça, takım aletleri, dinlenme mekanı ve çay ocağı olarak kullanılıyordu. Bu sondaj makinalarının ikisinde ise ufak bir kümes ve ıssız arazide gezinen tavuklar bulunuyordu.

Üç vardiya çalışılan bu kampta, toplam 12 işçi gece gündüz, makinanın başında ve sondaj çalışmasındalardı. Bense vakti tüketmek amacıyla yapılan çalışmayı ve etrafı seyretmekle meşgulken, bazen de işçi arkadaşlarla sohbet edip, işin niteliği hakkında bilgi alıyordum. İşte bu sohbetlerin birinde İsa adlı sondörle sohbetimde öğrendim; tavuklarla sondörlerin ortak yaşamını. İsa Usta, yaklaşık 20 yıldır sondaj kamplarında sondörlük yaparak çalışıyordu. Evden ve çocuklarından uzak, dağ başlarında, gece vardiyalarında, yazın sıcakta, kışın dondurucu soğukta, meşakkatli bir yaşam.

Ben tavukları geleneksel bir biçimde yumurta ve yemek ihtiyacı için beslediğini düşünürken, İsa Usta bana bu hayvanları özellikle böcekleri yemesi için beslediklerini anlattı. Kendi anlatımı ile özellikle kırsal alanda ve gece çalışmalarında zehirli ve insanları sokan böcekler olduğunu belirterek, tavukların bu böcekleri yediklerini ve kendilerine güvenli bir çalışma ortamı oluşturduklarını anlattı. Kırsal alanda pekçok böcek, gerek gündüzleri ve gerekse de akşam serinliğinde arazide gezdiklerini, sondaj makinaları çevresinde oluşan çöplere ve yiyecek kırıntılarına geldiklerini aktardı. Bundan da önemlisi böylesine kırsal alanda bu böcekler sondaj çalışmalarında kullanılan suya ve su havuzlarına geldiklerini ve kendileri için ciddi tehlike oluşturduklarından bahsetti. Gece çalışmalarında da çalışma alanı aydınlatan dev projektörlerin cazibesine kapılarak çalışma alanında yoğunlaştıklarını ve kamp alanındaki tavukların bu zehirli ve sokan canlıları yiyerek, sondörlere güvenli bir çalışma alanı oluşturduklarını anlattı.

Bu durumun aksine sondörler de tavuklara kendi yemeklerinden arda kalanı verdiklerini bazen de onlara yiyecek olarak arpa, mısır, buğday gibi yiyecekler aldıklarını ancak tavukların aç kalarak geniş bir alanda böcek aramaya çıkmalarını tercih ettiklerini belirtti. Genellikle tavukların sahibi olan sondör, tavukların yumurtalarını alarak menemen ya da omlet gibi yiyecekler yaparmış. Ancak kamp çalışması tamamlanıp, merkeze dönecekleri ya da daha uzak bir mekana gidecekleri zaman bu tavukları keser, kampta çalışan geçici işçilerle kendilerine ziyafet çekerlermiş.

İsa Usta’nın çalıştığı bölge Kırşehir’in Gülşehir ilçesinin kırsalında oldukça çıplak bir alan. Medeniyetten ve şehir yaşantısından oldukça uzak. Bu alanda bulunan akrep, kırkayak ve yerel halkın kıskaç olarak isimlendirdikleri bu böcekler özellikle suya ve gece kullanılan aydınlatmalara gelerek kendileri için tehlike oluşturduklarına bizzat şahit oldum. 10 gün sonra ben kampı terk ettiğimde geçici bir işçinin kıskaç tarafından sokulduğunu ve yaklaşık 3 gün hastanede kaldığını öğrendim.

Dediğim gibi belki çok zorlama bir ortak yaşam örneği oldu, ancak meslek yaşantımın son deminde şahit olduğum bu olay, benim hayvanlar ile madencilerin nasıl bir ortak yaşam geliştirdiklerini çalışmama neden oldu. Bu mesleği birkez daha sevdim.

Nadir AVŞAROĞLU
Maden Mühendisi
Aralık – 2021

Blog yazıma tepki göster
Harika
1
Harika
Beğendim
0
Beğendim
Haha
0
Haha
Beğenmedim
0
Beğenmedim
Güzel
0
Güzel
Anlamadım
0
Anlamadım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir